Yetişkinler olarak verdiğimiz tepkilerin büyük bir kısmında çocukken edindiğimiz deneyimler etkili olmaktadır. Örneğin Wells ve Lekies (2006) yaptıkları araştırmada özellikle 11 yaş öncesi döneminin güçlü olduğundan bahsetmiştir.Onlara göre 11 yaş öncesi dönem insanın tutum ve davranışlarının şekillenmesinde çok güçlüdür. Blair (2009) insanların gözündeki ağaç kavramının çocuklukta bahçede yapılan etkinlikler sonucunda oluştuğunu ifade eder. (Akt. Güven,Kaymakçı, 2016)
Bu bağlamda insanları anlayabilmek adına onların dünyasına girmek, onların baktığı gözden bakmak önemlidir. Ne yazık ki günümüzde çocuklar doğadan uzak, her türlü kirliliğin olduğu bir hayatta yaşamlarını sürdürmektedir. Böyle bir ortamda da onların sakin,huzurlu, zarif olmasında bahsedemeyiz. Çünkü yaşadıkları doğa onların karakterlerinin şekillenmesinde belirleyici rol oynamaktadır. Aynı düzeyde hava kirliliğine maruz kalındığında çocukların ciğerlerine doluşan kirli hava yetişkinlerden iki kat daha fazladır (Görmez ve Göka,1993, Akt.Güven vd.,2016). Endüstriyel bölgelerde çocukların üzerinde yapılan bir araştırmada, çocukların kan değerlerinde birbirinden farklı (kurşun vs.) zararlı maddeler bulunmuştur.Çocukların kanlarına karışan bu gibi etkenler de çocuklarda hiperaktivite bozukluğu, dikkat eksikliği,zeka geriliğine neden olmaktadır. Ne yazık ki günümüz çocuklarının yetiştiği doğa onların duygusal, zihinsel ve fiziksel gelişimlerini sağlayabilecek düzeyde değildir. Çocukların sağlıklı yetişebilmesi için bahçede top oynaması, bir kelebeğin uçuşunu izleyebilmesi, bir tomurcuğun nasıl şekillendiğini,bir meyvenin olmadan önceki aşamalarını görmesi gerekir. Halbuki modern dünyanın çocuklara sunduğu yaşam tarzı tüm bu saydıklarımızı onlardan mahrum bırakmaktadır.
Çocuklar spor yapmak yerine televizyondan spor izlemeyi, şarkı söylemek yerine dinlemeyi, yaşamaktansa yaşamını seyretmeyi yeğler olmuştur (Simonnet, 1990, Akt. Güven vd. 2016). Kentlerin çocuklara sunduğu yaşamda koşmak vb. eylemler hayvanlarla iç içe olmak, özgürce sağa sola hareket etmek yok aksine trafikten, diğer insanlardan zarar gelmesin diye hep birşeylerden sakınmak var. Oysaki çocukların sebze ve meyve yetiştirebilecekleri alanlara, deneyim kazanacakları yaşantılara, hayvan yetiştirebileceği kümeslere ihityaçlara var. Kızılderili Reisi Seattle, 1854′te kendisinden toprak isteyen ABD Başkanına yazdığı mektupta, ‘Beyaz adamın kurduğu kentlerde huzur ve barış yoktur.Beyaz adamın kurduğu kentlerde bir çiçeğin taç yapraklarının açarken çıkardığı sesler, bir kelebeğin uçarken çıkardığı kanat sesleri duyulmaz. Bir Kızılderili, su birikintisi üzerine vuran rüzgarın yumuşak sesini, yağmurun temizliğini, çam kokulu rüzgarı herşeye yeğler. ’ ifadeleri insanın doğasını sizce de yeterince anlatmıyor mu?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder